Email
Twitter
WhatsApp
İnstagram

İyiliğe Karşı Olan Her Şeye MUHALİF !

İLETİŞİM

İyiliğe Karşı Olan Her Şeye MUHALİF!

İyiliğe Karşı Olan Her Şeye MUHALİF !

Dikkat! Zihnimiz Bizi Dolandırıyor Olabilir

Dikkat! Zihnimiz Bizi Dolandırıyor Olabilir

"İnsan üç şeyden korkar" derler: Ölüm, diğer insanlar ve kendi zihni. Bu bağlamda aslında şöyle dua etmek yerinde olur: "Rabbim, kimsenin zihnini korkacağı bir düşmana dönüştürmesin." Çünkü ölümden de, diğer insanlardan da korkmamıza yol açan temel unsur, aslında insanın kendi zihnidir.

Yaptığım gözlemler, okumalar ve araştırmalar neticesinde şunu söyleyebilirim ki; insanların hem psikolojik hem de fiziksel anlamda yaşadıkları problemlerin kaynağı, zihinlerinin başlattığı, sürdürdüğü ve sonlandırdığı bir süreçtir. Zihnimizin; günlük yaşamı, duyguları, davranışları ve olayları yorumlama biçimimizi nasıl şekillendirdiğine dair şu çarpıcı örnekler, bu çıkarımı destekleyen en güçlü delillerdir: Agorafobi: Bir insan asansöre bindiğinde zihni ona, "Buradan çıkman mümkün değil, kimse sana yardım edemeyecek" dediğinde ve kişi bu düşünceye inandığında, artık asansörden kaçınmaya başlar. Zihin onu, gerçek olmayan bir tehlikeye inandırarak bir hapishaneye kapatır. Sosyal Kaygı: Sunum yapan birinin zihni, "Herkes beni eleştiriyor, yüzümün kızardığını fark ediyorlar, birazdan rezil olacağım" şeklinde fısıldamaya başladığında, o an kişi için bir kabusa dönüşür. Bu felaketleştirme senaryosu, kişiyi bir daha performans sergilemekten alıkoyan bir "sosyal fobi" döngüsüne hapseder. Obsesif Kompulsif Bozukluk (OKB): Her şeyi kontrol etme, hatasız olma ve temizlik takıntıları aslında zihinle girilen bir halat çekme yarışıdır. "Ellerini defalarca yıkamazsan hasta olacaksın" veya "Ocağı kontrol etmezsen her şey yok olacak" diyen bir zihne karşı galip gelmek neredeyse imkansızdır. Yaygın Anksiyete Bozukluğu: Zihni kişiyi, "Her an kötü bir şey olabilir, hayat tehlikelerle dolu" diyerek kandırdığında, o insanın hayatı el freni çekilmiş bir kamyon gibi ağırlaşır. Bu bitmek bilmeyen huzursuzluk; uykusuzluk, halsizlik ve tedirginliği yaşamın merkezine yerleştirir. Panik Bozukluk: Kalp atışı hızlandığında zihin, "Eyvah, kalp krizi geçiriyorum, bu benim sonum!" şeklinde otomatik bir alarm verdiğinde, kişi bedensel duyumlarını birer felaket habercisi olarak algılar. Bu durum, kontrolü kaybetme korkusuyla birleşerek kişiyi acil servislere hapseden bir panik döngüsü yaratır. Bedensel Algı Bozukluğu: Burnunda bir yamukluk var ve herkes sana baktığında ilk bu yamukluğu görüyor. Mutlaka bu yamukluğu düzeltmen gerekir (işin ilginç olanı kişinin burnunda bir yamukluk yoktur varsa bile çok ama çok dikkatli bakarsanız anlayabileceğiniz çok küçük bir durumdur ve bu durum aslında kişiye bir güzellik de katıyor). Kişi bedenini değiştirerek onu sevebileceği bir şekle sokmaya çalışıyor ve ilginç olan bu bağlamda estetik ameliyat olup kendini seven hiçbir insan yoktur. Kişinin kendini kabul edebilmesi ve sevebilmesi için değişmesi gereken bedeni değil zihninin ona söyledikleridir. "Hiçbir şey eskisi gibi olmayacak; hiçbir zaman, hiçbir şey istediğim gibi gitmeyecek. Her gün, tıpkı bugün gibi hissettirecek. Hiçbir şeyi kontrol edemiyorum, kontrolü tamamen kaybettim. Yaşamak için bir amacım kalmadı ve artık hiçbir şey ilgimi çekmiyor..." İşte bu cümleleri fısıldayan bir zihnin kişiye yaşattığı durum, derin bir depresyondur. Ancak bu karanlığa bir de bedensel algı bozukluğu eşlik ediyorsa durum daha karmaşık bir hal alır: "Zayıflık güzelliktir; güzel olmak için daha da zayıflaman gerekir. Çok kilolusun, eğer yersen daha da kilo alacaksın! Kilo almak, bu dünyada başına gelebilecek en kötü şeydir; bu yüzden ne pahasına olursa olsun zayıf kalmalısın. Eğer yemek yediysen, bunun vücuduna yerleşmesini engellemek ve yarattığı 'olumsuzluğu' gidermek için ya aşırı egzersiz yapmalı ya da yediklerini dışarı çıkarmalısın." Bu düşünce yapısına sahip olan bir kişi, klinik olarak Anoreksiya Nevroza tanısı alabilir. En acısı ise bedensel belirtileri psikolojik kökenli olan durumlardır. Kişi ağrı duyar, halsizlik çeker; doktor doktor gezer ancak "bir şeyin yok" denilerek geri çevrilir. Aslında bir şey vardır: Zihin susmuş, beden isyan etmeye başlamıştır. Kişi; başkaları tarafından sevilmek, onaylanmak ve kabul edilmek için kendi gerçekliğini bastırdığında, bedeni bu ağır bedeli belirtilerle ödetir. Bu sessiz çığlığı ne çevredekiler ne de bazen tıp dünyası tam olarak işitebilir.

Sonuç olarak; insan zihninin kurguladığı senaryolara inandığında, kendi yarattığı bir hayaletin peşinde gerçek acılar çeker. Zihin, eğitebileceğimiz bir araç olmaktan çıkıp bizi yöneten bir efendiye dönüştüğünde, en büyük düşmanımız yine kendimiz oluruz.

Güncellenme Tarihi
  • 15 Şubat 2026, 00:17
Yazının Adı
Dikkat! Zihnimiz Bizi Dolandırıyor Olabilir